Su / Mineral Maddeler / Bitki İçeriğinde Bulunan Maddeler / GÜBRELEME / SEBZECİLİK
Su bitkilerin asal yapı maddesidir. Doğada bulunan her canlı bünyesinde belirli oranda su içerir. Bitkiler suyu toprak üstü organlarıyla (özellikle yaprakları aracılığıyla) havadaki nemden ve esas olarak toprak altı organları olan kökleri vasıtasıyla topraktan alır. Bitki bünyesine alınan su iletim borularıyla (fluem ve ksilem) bitkinin her tarafına dolaşır. Hücreden hücreye geçer. Bünyeye alınan suyun bir kısmı hücre dokuları tarafından tutulur ve kendi canlılığı, hayati faaliyetleri sırasında kullanılır. Diğer bir kısmı yapraklarda bulunan stomalar aracılıyla ve terleme yaparak dışarı atılır. Bu bakımdan su, hayvanlardaki kana benzer görev üstlenir. Bitki bünyesinde bulunan suyun miktarı koşullara göre çok değişir. Öncelikle bitki cins ve türleri arasında farklılık vardır. Geniş yapraklı, narin otsu bitkilerde su miktarı artarken, küçük kaba yapılı, üzerinde tüyler ve dikenler bulunan bitkilerde azalır. Suya olan ilgisi yönünden bitkiler, sudan çok, orta ve az hoşlanan olarak üçe ayrılır. Bir bitkinin organlarında bulunan su oranı farklılık gösterir. Yaşamı boyunca hep ayrı düzeylerde bulunur. Bitkinin yaşlı kısımlarında su azalır, gelişmekte olan sürgünlerinde ve yapraklarında artar. Apikal ve meristem hücrelerinde % 90'a yakın su bulunur. Buna karşın kalın duvarlı kabuk ve mantar hücrelerinde % 20-40, depo organlarında % 30-50 ve olgunlaşmaya başlamış tohumlarında % 10-20 su vardır. Tam olgunlaşan tohumlarda su oranı % 8’e kadar düşer. Aynı tohum çimlenmeye başladığında çevreden aldığı suyla, su oranı % 100-200 artar. Bir bitkinin organlarındaki su miktarı gün boyunca değişir. Genellikle sabah erken saatlerde gün doğuşuyla beraber yükselmeye başlar ve birkaç saat sonra en yüksek seviyeyi bulur. Öğle saatlerinde çevre sıcaklığının artması durumunda, terleme oranına bağlı kalarak su miktarı azalır ve hatta geçici solma meydana gelebilir. Akşam saatlerinde güneş batmasına yakın tekrar su miktarı yükselir. Karanlığın başladığı dönemde ve gece boyunca oran bir miktar düşer. Bitkinin su içeriğini bünyesinde bulunan mineral maddeler etkiler. Bünyede potasyumun azalması, buna paralel olarak su miktarını azaltır. Potasyum gibi sodyum da aynı etkiye sahiptir. Fosforun yalnız başına azalması veya çoğalması suyla bağımlı değildir. Etki sodyum, potasyum ve kalsiyumun azalması veya çoğalmasıyla müştereken ortaya çıkar. Bitkideki azotun tek başına, bitkinin su oranı üzerine etkisi bulunmamaktadır. Ancak, bitkide fosfor miktarı az iken azot suyla ilişkili bulunmaz iken, fosfor ve azot oranı arttıkça, bitkinin su düzeyi yükselir ve belirli bir seviyeden sonra durur. Fosfor normal düzeyde olduğunda, azot miktarı az ise, bitkinin su düzeyi azalır. Günlük su değişimi yanında, mevsimsel değişmeler meydana gelir. Kışa giren bitkiler soğuklara dayanmak için su içeriğini azaltıp, kuru madde miktarını yükseltir. Su kış boyunca en düşük seviyede kalır. İlkbaharın gelmesiyle su oranı artmaya başlar ve Mart-Mayıs arası en yüksek seviyesine çıkar. Yaz aylarında su düzeyi tekrar azalır. Sonbaharda 20-30 günlük bir yükselmenin ardından tekrar kışa hazırlık için su oranı azalmaya başlar. Bitkinin su içeriğini değiştiren bir diğer faktör çevre koşullarıdır. Sıcaklık değişmeleri bitki bünyesindeki suyu azaltır veya çoğaltır. Rüzgar hızının artması ve kuru sıcak oluşu su oranını düşürür. Havada nem oranı artarsa su düzeyi yükselir, tersi durumda azalır. Toprakta suyun az veya çok oluşu, bu suyun tutuk (faydasız su) veya faydalı su oluşuna göre farklılaşır. (Detaylı bilgi için Ekolojik Faktörlere ve Sulama konusuna bakınız).
Bitkide yeterli derecede su bulunmaması fotosentezi yavaşlattığından beslenmeyi olumsuz yönde etkiler, büyüme ve gelişmeyi aksatır. Bitkide su azalması öncelikle turgor basıncının düşmesine yol açar. Turgor basıncı düşen bitki topraktan yeterince su alamaz. Tabiatıyla su alınmayınca besin maddeleri de topraktan alınamaz ve hücrelere besin maddesi götürülemediğinden hücre aktivitesi düşer. Meristem hücrelerinde bölünme ve çoğalma durur. Bu yukarıda söylediğimiz bitkinin büyüme ve gelişmesinin durmasıdır. Suyun anlık azalması, bu etkileri ortaya çıkarmaz. Ancak uzun süreli hale gelmesiyle ve depo organlarındaki besin maddelerinin harcanıp tükenmesiyle belirginleşir. Bitkide su stresi ile, devamlı solma, pörsüme başlar, sararma, yaprak çiçek ve meyve gibi organ dökülmeleri ortaya çıkar, yer yer genç sürgünler kurur. Kuruma diğer organlara geçer ve nihayet bitkinin tamamı kurur. Sulama konusunda değindiğimiz gibi bitkiler fazla sudan da hoşlanmaz. Fazla su taşıyan bitkiler cılız ve boya kaçan bir durum sergiler.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Kaynak: www.Bahcesel.com/forumsel/