Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

Kolesterol, dost mu düþman mý? Kolesterol dosyasý (1.Bölüm)

 SAÐLIK KONULARI VE BÝTKÝSEL TEDAVÝ Katagorisinde ve  Dengeli Beslenme ve Saðlýklý Yaþam Forumunda Bulunan  Kolesterol, dost mu düþman mý? Kolesterol dosyasý (1.Bölüm) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kolesterol dosyasý (1.Bölüm) Kolesterol, dost mu düþman mý? Kolesterol son yüzyýlda týp camiasýnda, üzerinde çok fazla konuþulan konulardan biri olmayý ...

  1. #1
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Þubat.2012
    Mesajlar
    33

    Kolesterol, dost mu düþman mý? Kolesterol dosyasý (1.Bölüm)



    Kolesterol dosyasý (1.Bölüm)
    Kolesterol, dost mu düþman mý?

    Kolesterol son yüzyýlda týp camiasýnda, üzerinde çok fazla konuþulan konulardan biri olmayý baþardý. Son on yýl içerisinde çevremizde kolesterolü yüksek olup kolesterol düþürücü ilaç kullanan, büyük bir kýsmý orta yaþ grubunda olan pek çok kiþinin varlýðýyla kolesterol hep gündemde kalmayý baþardý. Önceleri kabul edilen yüksek kolesterol seviyesi, giderek aþaðýlara çekildi. Dünyanýn her bir köþesinden kolesterolü yüksek olanlarýn saðlýk açýsýndan taþýdýklarý risk faktörleri konusunda makaleler yayýmlandý. Çocuklarýmýzýn fen-biyoloji ders kitaplarýnda dahi kolesterolün iyi ve kötü huylu olan tipleri konusunda bilgiler yer aldý. Hatta son yýllarda kolesterolün yükseklik sýnýrý da deðiþti ve artýk kolesterol nerede görülürse imha edilmesi gereken saðlýðýn baþ düþmaný oldu. Sonunda týp camiasýnýn içinde veya dýþýnda, yaþý ne olursa olsun, bireylerin belleklerine kolesterol insanlýk için düþman bir molekül olarak yerleþtirildi.

    Yine son yýllar içerisinde bu düþüncenin tam zýddýný savunan ve giderek sayýlarý daha da artan bir kitle oluþmaya baþladý. Bu kitle kolesterol yüksekliðinin sanýldýðý gibi risk faktörleri oluþturmadýðýna dair bilimsel araþtýrmalar, kolesterol yüksekliðinin sebeplerini açýklayan çok farklý teoriler, kolesterol yüksekliðine ne zaman ve nasýl müdahale edilmesi konusunda tezler ile sesini duyurmaya baþladý. Onlar kolesterol yüksekliði konusunda yazýlýp çizilenlerin, ilaç camiasýnýn maddi çýkarlarýna yönelik olarak þekillendirildiði görüþünde idi. Yani önce kolesterolü düþüren bir ilaç tesadüfî olarak bulunmuþtu, daha sonra kolesterol yüksekliði diye bir hastalýk icat edilmiþti. Ýlaç firmalarýnýn maddi desteði ile taraflý-bilimsel olmayan araþtýrmalar yapýlmýþ, týp camiasýndan ve saðlýk konusunda strateji oluþturulmasýnda dünyaya hâkim kurum ve kuruluþlardan kendilerine yandaþ toplanmýþtý. Böylece büyük bir insanlýk suçu olan korkunç bir tuzak kurulmuþ, son yýllarýn en büyük ilaç vurgunu kolesterol düþürücü ilaçlar üzerinden yapýlmýþtý. Hatta bu vurguncu kitlenin þimdilerde çok daha hain bir emeli vardý; ‘Kolesterolü öylesine düþman bir molekül olarak tanýtalým ki kolesterol yüksekliði diye bir kavrama gerek olmadan tüm insanlarý ilaç içmeye teþvik edelim.’ Sebep ise çok yakýnlarda patent süresi dolmak üzere olan kolesterol düþürücü ilaçlar artýk çok ucuzlayacaktý, bu nedenle yeni bir kavram ileri sürülmeli, ilaçlar üzerinde de buna uygun deðiþiklikler yapýlmalý ve vurguna devam etmek için yeni bir kapý aralanmalý idi.

    Bu arada halkýn kafasý da bir hayli karýþmýþtý. Sorgusuz sualsiz, iç rahatlýðýyla kolesterol düþürücü ilaçlarý kullananlar, kesinlikle ilaç kullanma taraftarý olmayan ve çareyi bitkisel formüllerde arayanlar, arada kalmýþ ilaç kullanmadýðý için suçluluk duyan ama eli de ilaç kullanmaya gitmeyen çaresiz kitleler oluþmaya baþladý. Ýlaç kullananlarýn bir kýsmýnda ortaya çýkan bazý yan etkiler de gündemi karýþtýrmaya devam ediyordu. Yani bu konuda genel olarak bir sýkýntý vardý; halk mutsuzdu.

    Þimdi kolesterolün mutlaka düþürülmesi gerek bir düþman olduðunu savunanlarýn iddialarýna bakalým:

    Ulusal Kolesterol Eðitim Programý (NCEP), ABD için kolesterol rehber kitaplarýný oluþturan ve tüm dünyaya kolesterolü düþman ilan eden bir organizasyon. Bu organizasyonun üyelerinden biri hariç geriye kalan sekizinin ilaç firmalarý ile maddi çýkar iliþkisi var. NCEP’in kolesterol konusunda vardýðý hükümleri aþaðýdaki maddeler halinde özetlemek mümkün;
    1) Yüksek kolesterol seviyesi kalp-damar hastalýklarýnýn ortaya çýkmasý için risktir.
    2) Kalp-damar hastalýklarýný önlemek için kolesterol 200mg/dl’in altýnda tutulmalýdýr.
    3) LDH kötü kolesteroldür.

    Buradan yola çýkýlarak týp camiasýnda oluþan genel yargý þu þekildedir;

    ‘Kolesterolün yüksekliði deðil varlýðý bile saðlýk için tehdittir ve mutlaka düþürülebildiði kadar düþürülmelidir.’ Hatta bu konuda çok ileri gidip kolesterol düþürücü ilaçlarýn içme sularýna dahi konulmasýnýn gerekli olduðu savunanlar bile olmuþtur.

    Kolesterol düþürücü ilaçlarýn öncülleri fibratlardýr. Günümüzde statinler kullanýlmaktadýr. Statinler tarih boyunca en fazla satan ilaç grubu olmuþtur. Toplam pazar payý %6.5’dur. Bu ifadeyi daha anlaþýlýr kýlmak için rakamlardan bahsetmek gerekirse; 2002 yýlýndaki ciro 12.5 milyar dolar, 2004 yýlýnda sadece Lipitor adlý ilacýn cirosu 10 milyar dolar olarak açýklanmýþtýr.

    Kolesterol düþürücü ilaçlarýn tuzak olduðunu iddia eden grubun çalýþmalarýnýn neticesinde vardýklarý sonuçlar ise iddia edilenlerle taban tabana zýttýr;
    1) Kolesterol kalp hastalýðýnda haksýz yere sanýk sandalyesine mahkûm edilmiþtir.
    2) Kolesterol düzeyleri bireyden bireye farlýlýk gösterebilir. (göreceli kavram)
    3) Kolesterol seviyemiz ne kadar yüksekse o kadar uzun yaþarýz.
    4) Kolesterol seviyemiz düþükse kýsa yaþarýz. Kolesterolü düþük olanlarda
    a. Kalp-damar hastalýklarýndan ölüm oraný yüksek.
    b. Kanserden ölüm oraný yüksek.

    Bu grubun iddialarýný dayandýrdýklarý çalýþmalardan birkaç tanesini örnek olarak vermek gerekirse;

    Avrupa Kalp Dergisinde yayýmlanan, Behar ve arkadaþlarýnýn 11.500 hasta üzerinde yaptýklarý 3 yýllýk çalýþma sonuçlarý þu þekildedir;
    • Düþük kolesterol grubunda (160 mg/dl’in altý)
    – Göreceli ölüm oraný, yüksek kolesterol grubuna göre 2.27 kat yüksek.
    – En sýk ölüm sebebi: kanser
    – Düþük ve yüksek kolesterol gruplarýnda kalp-damar hastalýklarýndan ölüm oraný eþit.
    • Toplam kolesterol düzeyi 170 mg/dl’in altýnda olanlarda akciðer kanserinde artýþ var.

    Amerikan Týp Birliði dergisinde yayýmlanan ‘Kolesterol ve Ölüm; Framingham Çalýþmasýnda 30 Yýllýk Takip’ adlý makalenin sonuçlarý þu þekildedir;
    – 50 yaþ üzerinde yüksek kolesterol düzeyinin ölüm oranýnda artýþla iliþkisi yoktur.
    – Düþük veya düþürülen kolesterol ile ölüm oranýnda artýþla doðrudan iliþki vardýr.
    – Kolesterol düzeyindeki yýllýk her 1mg/dl düþüþ için kalp-damar hastalýklarýndan ölüm %14 artmýþtýr.

    Kalp Yetmezliði Dergisinde, Tamara ve arkadaþlarýnýn ‘Düþük Toplam Kolesterol Düzeyi, Þiddetli Kalp Yetmezliðinde Ölüm Oranýnda Artýþla Ýliþkilidir.’ adlý makalelerinin sonuçlarý þu þekildedir;
    – Kalp hastasý 1134 kiþi çalýþmaya alýnmýþtýr.
    – Düþük kolesterol düzeyi kalp yetmezliði hastalarýna daha kötü sonuçlara sebep oluyor, yaþam süresi kýsalýyor.
    – Yüksek kolesterol düzeyi sað kalým oranýný artýrýyor.
    – Yüksek kolesterol düzeyi HT, DM, Koroner kalp hastalýðý ile iliþkili deðil.

    Amerikan Geriatri Derneði Dergisinde 2003 yýlýnda Brescianini ve arkadaþlarýnýn 4 yýldan uzun süren, 65-84 yaþ arasý 3295 kiþi üzerinde yaptýðý araþtýrmanýn sonuçlarý;
    • Düþük kolesterol düzeyinde (189 mg/dl altý) ölüm riski daha yüksek
    • Uzun ömür açýsýndan 276-417 mg/dl arasý kolesterol deðeri, 189mg/dl’in altýna göre daha iyi.

    Bu haftaki yazýyý kafalarýnýz oldukça karýþtýðý, zihinlerinizde soru iþaretlerinin oluþtuðu bu noktada bitirmek istiyorum. Önümüzdeki haftalarda kolesterol yüksekliði nasýl okunmalýdýr, kolesterol yüksekliðine bir müdahale gerekiyorsa nasýl ve ne zaman yapýlmalýdýr konusundaki çalýþmalarý özetleyerek çözüme gitmek üzere hoþçakalýn…
    Kaynak: Shane Elison, Bir Masalmýþ Kolesterol
    Ayþe Müjdeci, 11.11.2009


  2. #2
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Þubat.2012
    Mesajlar
    33

    Kolesterol nedir, ne iþe yarar? Kolesterol dosyasý (2.bölüm)

    Kolesterol dosyasý (2.bölüm)
    Kolesterol nedir, ne iþe yarar?


    Kolesterol nedir, ne iþe yarar?
    Kolesterolü düþürmek için yaðdan fakir beslenme alýþkanlýðý doðru mudur?
    Hücre içi kolesterol yetersizliðinin bulgularý nelerdir?

    Vücudun ihtiyaç duyduðu kolesterolün %20’si yiyeceklerle alýnýr, gerisi vücuttaki tüm hücreler tarafýndan sentezlenir. Sentezlenmesi için vücuda yeterli ölçüde yüksek kaliteli yað alýnmasý gerekir. Besinlerle alýnan yaðlarýn %90’nini trigliseritler, geriye kalan %10’nunu ise kolesterol, kolesterol esterleri ve diðer yaðlar oluþturmaktadýr. Yaðsýz diyet ile kolesterollerini düþürmese çalýþanlar, ancak %10 nispetinde bir düþüþü gerçekleþtirirler.

    Kolesterol beyin de dâhil olmak üzere vücudun tüm hücreleri tarafýndan sentezlenir. Yani kolesterolün bulunmadýðý hücre ya da organ yoktur.

    Kolesterolün hayati önem taþýyan baþlýca görevlerini beraberce deðerlendirelim;

    Beyin kan beyin bariyeri nedeniyle mutlak suretle kendi kolesterolünü sentezlemek durumundadýr çünkü bu bariyer santral sinir sistemine dýþarýdan kolesterol geçmesine izin vermez. Diyette yereli ölçüde yüksek kaliteli yað bulunmalýdýr ki beyin ihtiyaç duyduðu kolesterolü sentezleyebilsin.

    Kolesterol sinirlerde izolasyon görevini yerine getirmek üzere myelin kýlýfýnýn yapýsýnda yer alýr. Amaç ileti hýzýný artýrmaktadýr. Myelin kýlýfýnda yer alan kolesterol moleküllerinin eksilmesi halinde, iletide yaþanan problemler nedeniyle çeþitli nörolojik arazlar ortaya çýkar.

    Hücre içi kolesterol yetersizliðinde depresyon, konsantrasyon kaybý, hafýza bozukluklarý gibi problemler sýklýkla görülmektedir.

    Kolesterol tüm hücrelerin içerisine ve yapý taþý olarak hücre zarlarýnda bulunur. Hücre zarýnda bulunan fosolipidleri birbirine sanki çimento gibi baðlayan özelliði nedeniyle hücre zarýnýn bütünlüðünün saðlanmasýndan kolesterol sorumludur. Eðer vücutta yeterli kolesterol sentezi olmaz ise hücre zarýnýn bütünlüðü tehlikeye girer ki bu hücrenin ölümü demektir.

    Kolesterol bir steroiddir. Vücut için gerekli olup vücutta sentezlenen tüm diðer steroidlerin ön maddesidir. Eðer hücre içerisine yeterli kolesterol yok ise, vücut için gerekli olan diðer steroidlerin ve D vitaminin yeterli ölçüde sentezlenmesi mümkün deðildir. Bu ise vücudun pek çok fonksiyonunu yerine getiremeyeceði anlamlý taþýr. Hücre içi kolesterol yetersizliðinde libido kaybý, erektil fonksiyonlarda bozulma görülebilir.


    Kolesterol yaðlarýn sindirimi ve toksik maddelerin eliminasyonu için gerekli olan safra asidinin yapýmý içi gereklidir. Yaðda eriyen vitaminlerin (A, D, E, K) hücre tarafýndan kullanýlabilmesi için yine kolesterole ihtiyaç vardýr.


    Kolesterolün baðýþýklýk sistemi ile de iliþkisi vardýr. Kolesterol sentezi sýrasýnda yan ürün olarak ortaya çýkan koenzim Q 10 güçlü bir antioksidan olarak baðýþýklýk sisteminin önemli bir elemanýdýr. Hücre zarýnýn bütünlüðünün korunmasý yine baðýþýklýk sistemi adýna önemli görevi ifade eder. Endotelde oluþan inflamasyona ilk müdahale kolesterol molekülü taþýyan LDL tarafýndan yapýlýr.

    Koenzim Q 10’ nun bir baþka önemi vücudun potansiyal enerji kaynaðý olan ATP sentezinin ön maddesi oluþudur. Eðer yeterli koenzim Q 10 bulunmazsa yeterli ATP sentezlenemez yani vücudun yaþamsal fonksiyonlarýný yerine getirmesi için gerekli olan enerji yeterli ölçüde üretilemez. Bu durumdan en çok etkilenen organýn gece-gündüz durmadan kasýlan kalp olacaðý kesindir. Koenzim Q 10 eksikliðinde ki bu kolesterol yetersizliði demektir; bu nedenle kardiyomyopatiye baðlý kalp yetmezliði görülür.

    Yukarýda bahsi geçen tüm bu fonksiyonlar kiþinin saðlýklý bir þekilde hayatýný devam ettirmesi için elzemdir. Hücre içi kolesterol yetersizliði sebebiyle bu fonksiyonlarda geriliðin oluþmasý erken yaþlanma olarak da nitelendirilebilir.

    Bu nedenle kan kolesterol seviyesinin yüksek oluþu ile uzun ömür arasýnda bir korelasyon olduðu sonucuna ulaþýlabilir. Bu konuyu destekleyen bilimsel çalýþmalar vardýr. Yani sanýldýðýnýn aksine düþük kolesterol deðil homeostaz varlýðýnda yüksek kolesterol ile uzun ve saðlýklý bir ömür arasýna bir iliþki söz konusudur.

    Ayþe Müjdeci, 23.11.2009

  3. #3
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Þubat.2012
    Mesajlar
    33

    Lipoprotein partiküllerinin önemi nedir? Kolesterol dosyasý (3. bölüm)

    Kolesterol dosyasý (3. bölüm)
    Lipoprotein partiküllerinin önemi nedir?

    Günümüzde ölüm sebeplerinin en baþýndaki hastalýk kalp damar hastalýklarýdýr. Kolesterol yüksekliðinin aterosklerotik kalp damar hastalýklarýnýn oluþumu için risk olduðu iddia edilmektedir.

    Kolesterol dosyasýnýn ilerleyen bölümlerinde aterosklerotik plak oluþumunda kolesterol yüksekliðinin yerinin ne olduðunu ortaya koyabilmek için sizlere lipoprotein partiküllerinden ve bu partiküllerin kan deðerleri ile beslenme alýþkanlýðý arasýndaki iliþkiden bahsetmek istiyorum.

    Kanda kolesterol tek baþýna, serbest olarak bulunamaz. Lipoprotein partikülünün üzerinde yer alýr. Lipoprotein partikülü adýndan da anlaþýlacaðý gibi lipid ve protein bileþenlerinden meydana gelir. Protein olarak taþýyýcý fonksiyonu olan Apolipoprotein A görev yapar. Lipid bileþenleri ise kolesterol ve kolesterol esterleri, trigiliserit ve fosfolipidlerden oluþur. Kolesterol-trigliserit-fosfolipid bileþenlerinin oranýna göre ve lipoprotein partikülünün boyutuna göre lipoproteinler HDL, LDL, VLDL, þilomikron olarak sýnýflandýrýlýrlar. Kan kolesterol düzeyi ile kastedilen esasýnda lipoprotein partikülleri üzerinde bulunan kolesterol miktarýdýr.

    Lipoprotein partikülü üzerinde bulunan kolesterol fonksiyonel deðildir. Lipoprotein partikülü taþýyýcýdýr ve görevi ihtiyaç sahibi hücrelere kolesterolü götürmektedir. Hücre zarýnda veya içerisinde bulunan enzimler ile lipoprotein partikülü parçalanýr ve hücre ihtiyaç duyduðu kolesterole ulaþmýþ olur. Hücre içerisine giren kolesterol fonksiyonel özellik kazanýr ve hücrenin ihtiyacý için kullanýlýr.

    Kolesterolünü kaybeden LDL zamanla küçülür ve hücre zarlarýnda kendisi için tasarlanmýþ olan reseptörler tarafýndan tanýnamaz hale gelir. Küçülen bu LDL partikülleri HDL’den ihtiyaç duyduklarý kolesterolü alarak reseptörler tarafýndan tanýnýr boyutlara ulaþýrlar. Ancak önce karaciðere dönmeleri ve karaciðerde kaybettikleri bazý moleküllerini alarak revize edilmeleri gerekmektedir. Dolayýsýyla kullanýlan ve küçülen LDL partikülleri önce HDL’den lipid alýr, sonra karaciðere geri döner ve revize edilir daha sonra tekrar kana verilerek ihtiyaç sahibi hücrelere yollanýrlar.

    Eðer küçülen LDL’yi reseptörler tarafýndan tanýnabilecek boyutlara ulaþtýracak HDL partikülleri yeterli ölçüde yok ise küçülen LDL partikülleri kanda birikecektir. Böyle bir durumda yapýlan kan analizinde, total kolesterol ve LDH deðerleri yüksek, HDL deðeri ise düþük olarak hesaplanacaktýr. Bu tablo saðlýk açýsýndan risk taþýmaktadýr.

    Yazýmýzýn ilerleyen bölümlerinde aterosklerotik plak oluþum mekanizmasýný detaylandýrdýðýmýzda, neden bu tablonun saðlýk açýsýndan risk oluþturduðunu net olarak göreceðiz.

    Ama bu noktada vurgulamak istediðimiz konu, sanýldýðý gibi yüksek yað içerikli beslenme alýþkanlýðýnýn deðil de HDL yetersizliðine neden olan yetersiz lipid alýnýmýnýn yukarýda ifade edilen riskli tablonun sorumlusu olduðudur.

    Yumurta aklanýyor

    Bunun bir baþka örneði yumurta hakkýndaki çalýþma sonuçlarýdýr; yýllardýr kolesterol yüksekliði olan hastalarýn diyetinden çýkarýlmýþ olan kolesterolden zengin bir gýda olan yumurta tüketimi ile yüksek kolesterol deðerleri arasýnda bir iliþki olmadýðýný ortaya konmuþ ve yýllardýr tüketmekten kaçýnýlan yumurta soframýzda hak ettiði yerini almýþtýr.

    Son on yýllar içerisinde diyetteki yaðýn kýsýtlanmasý ile kan kolesterol düzeylerinin belli bir seviyede tutulacaðý inancý vardý. Bu nedenle kalp hastalýklarý açýsýndan risk grubunda olan kiþilerin yaðdan fakir gýdalar ile beslenmesi tavsiye ediliyordu. Artýk bilim insanlarý klasik beslenme piramidinin saðlýk açýsýndan fayda yerine zarar getirdiði konusunda ikna olmuþ durumdalar.

    Bunun gerekçelerini þu þekilde izah ediyorlar;
    Vücuttaki kolesterolün %20’si yenilen gýdalardan alýnmakta gerisi vücutta sentezlenmektedir.Diyetle alýnan yaðlarýn % 90’nýný trigiliseritler, geriye kalan %10’luk kýsmý kolesterol, kolesterol esteri, fosfolipid, serbest yað asitleri, sfingolipidler oluþturmaktadýr.

    Vücuttaki yaðýn %45 trigiliserit, %35 fosfolipid ve %15 kolesterolden oluþur.

    LDL’de %58 kolesterol ve kolesterol esteri, %13 trigiserit ve %28 fosfolipid bulunmaktadýr.
    Aterosklerotik plakta %50 kalsiyum, %47 kan (makrofaj, eritrosit, lökosit) ve kas hücreleri, %3 kolesterol bulunmaktadýr.

    Tüm bu bilgilerin ýþýðýnda yapýlan çalýþmalar, diyetteki kolesterolün kýsýtlanmasý ile vücut kolesterolünde ancak %10 civarýnda bir düþüþ elde edilebildiðini ortaya koymuþtur.

    Ayþe Müjdeci, 02.12.2009

  4. #4
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Þubat.2012
    Mesajlar
    33

    Eyvah kolesterolüm yüksek! Kolesterol dosyasý [Bölüm 4]

    Eyvah kolesterolüm yüksek!
    Kolesterol dosyasý [Bölüm 4]


    Bu bölümde aþaðýdaki sorularýn cevaplarýna ulaþacaðýz:
    Kolesterol yüksekliði ne anlama gelir?
    Her kolesterol yüksekliði saðlýk açýsýndan risk taþýr mý?

    Kolesterol yüksekliðine ne zaman ve nasýl müdahale edilmelidir?
    Kan kolesterolü yüksekken hücreler nasýl olur da kolesterol yetersizliði çekerler? (Hücre içi kolesterol yetersizliði)


    Konunun detaylarýna girmeden önce iki önemli kavramý; homeostaz ve allostazý, biraz detaylandýrarak tanýmlamamýz gerekiyor;

    Homeostaz; yaþam koþullarýnýn (fiziki koþullar, duygusal ve zihinsel alanlar, genetik zemin) bireyin yaradýlýþ özelliðine uygun olmasý halinde, vücudun olaðan bir þekilde yönetildiði durumlardýr.

    Allostaz vücut iþleyiþinde bir anormallik olduðunun göstergesidir. Vücudun doðasýna aykýrý yaþam koþullarý söz konusudur. Bu yaþam koþullarý vücut için stres kaynaðýdýr. Stres altýndaki vücut alarm halindedir ve olaðan durumdan farklý olarak yönetilme ihtiyacýnadýr. Stres koþullarýnýn ortadan kalkmasý halinde vücuda hâkim olan yönetim biçimi yine homeostaz olacaktýr. Eðer ki anormal yaþam koþullarý süreklilik kazanýp da vücudu devamlý alarm halinde tutmaya mecbur býrakýrsa (ki duruma allostatik yük denir); vücudun iþleyiþinde aksaklýklar ortaya çýkmaya baþlar. Artýk vücut iyi yönetilemiyor demektir. Bireyin þahsi özelliklerine göre bu aksaklýklar farklý organ/sistemlerde baþ gösterebilir. Birey bu durumda kendisini o organ veya sisteme özgü hastalýktan muzdarip birisi olarak algýlayabilir. Oysaki gerçek olan vücut bir bütün olarak hastalanmýþtýr, sadece belli bir organ-sistemin aksaklýklarý görünür plandadýr.

    Kolesterol 3 durumda yükselir:

    Homeostaz durumunda


    Allostaz durumunda da


    Genetik kolesterol yüksekliði



    Hangi durumda kolesterol yüksekliði saðlýðý tehdit eden bir risktir ve müdahaleyi gerektirir?

    · Homeostaz durumunda kolesterol yüksekliði saðlýk açýsýndan bir risk deðildir. Ýlaçlarla düþürülmeye çalýþýlmamalýdýr. Çünkü bu yükseliþ vücuttaki bir anormalliðin göstergesi deðildir. Vücudun ihtiyacý nedeniyle kolesterol anabolizmasý artmýþtýr. Bu durum bireyin saðlýklý kalabilmesi için bizzat vücudun kendi koruyucu sistemi tarafýndan organize edilmiþtir. Bu nedenle kolesterol düzeylerinde bireysel farklýlýklar olmasý normaldir.

    · Allostaz durumunda da kolesterol yüksekliði müdahaleyi gerektirir. Bu kolesterol yüksekliði tek baþýna bir hastalýk deðildir. Vücudun iyi yönetilemediðini ve top yekûn hasta olduðunu gösterir. Saðlýk açýsýnda risktir. Sanýldýðýndan farklý olarak sadece kalp-damar hastalýklarý yönünde deðil tüm dejeneratif (kronik inflamatuar hastalýklar) hastalýklara davetiye çýkarýldýðýnýn bir göstergesidir ve doðru yöntemle müdahaleyi gerektirir. Müdahalenin kolesterolü düþürmeye yönelik yapýlmasý gerçek sorunun anlaþýlmadýðýný ifade eder. Müdahale kolesterol yüksekliðine sebep olan allostazý ortadan kaldýrmaya yönelik olmalýdýr.


    Allostazýn bir göstergesi olarak kolesterol yüksekliðini nasýl okuyalým?

    · Kronik allostaz (allostatik yük) varlýðýnda muhtemelen aþaðýdaki sonuçlar bir arada ortaya çýkar;

    – Kolesterol yüksekliði,

    – Kan basýncý anormallikleri,

    – Karaciðerde büyüme ve yaðlanma,

    – Kan biyokimyasýnda farklý deðerlerde eþlik eden bozulma.


    · Tedaviyi tek tek bu sonuçlar üzerinden yapmak kesinlikle çözüm getirmez. Çünkü bu sonuçlarýn ortaya çýkmasýnýn asýl sebebi ortadan kaldýrýlmamýþ, sonuçlar sanki sebepmiþ gibi ele alýnmýþtýr. Sebebi ortadan kaldýrmadan sonucu deðiþtirmeye çalýþmak boþa bir çabadýr.


    Metabolizmanýn iki bölümü vardýr; anabolizma ve katabolizma. Kolesterol yüksekliðinin sebepleri ya anabolizma ya da katabolizmasý ile ilgilidir. Yani kolesterolün ya anabolizmasýnda artýþ ya da katabolizmasýnda azalma olmuþ olabilir.


    Kolesterol anabolizmasýnda artýþ:

    · Homeostaz varlýðýnda anabolizma artýþý fizyolojik bir durumdur. Bunun güzel bir örneði orta yaþ grubundaki kadýn ve erkeklerde seks hormonlarýnýn düzeyi düþmesi sonucu vücutta kolesterol sentezinin artýrýlmasýdýr.

    · Allostaz varlýðýndaki anabolizma artýþý patolojiktir. Anormal yaþam koþullarý nedeniyle vücudun daha fazla kolesterole ihtiyacý vardýr. Çünkü kolesterol hücre duvarýnýn yapý taþýdýr ve tamir mekanizmasýnýn bir parçasýdýr. Bu sebeple hipotalamus etkinliðini artýrarak kolesterol üretimini artýrmýþtýr. Ya da katabolizma sorunun indüklediði anabolizma artýþý söz konusu olmuþ olabilir. (bakýnýz: hücre içi kolesterol yetersizliði)

    Kolesterol katabolizmasýnda azalma:

    · Partikül teorisi (*): Kolesterol taþýyan lipoprotein partikülleri zaman içerisinde yýpranmalarý nedeniyle küçülürler. Yetersiz lipid tüketimi halinde HDL’den kendilerini eski formlarýna ulaþtýracak yeterli lipid ulaþmaz. Küçülen partiküller hücreler ve karaciðer tarafýndan tanýnmadýklarý için kandan toplanamaz ve katabolize edilemezler. Sonuç olarak katabolize edilemeyen küçülmüþ lipoprotein partiküllerinin kanda birikmesiyle kan kolesterol seviyesi yükselir. Fakat hücrelerin kolesterolü kandan toplayamamalarý nedeniyle hücre içinde kolesterol yetersizliði söz konusu olur.

    · Genetik kolesterol yüksekliði özel bir durumdur ve aþaðýdaki sebeplerden kaynaklanabilir;

    a. Lipoprotein molekülünde taþýyýcý protein olarak görev yapan apolipoprotein A yokluðu söz konusu olabilir. Bu durum ölümle sonuçlanýr.

    b. Apolipoprotein A’nýn aminoasit diziliminde mutasyon sonucu anormal LDL yapýlmaktadýr. LDL reseptörleri bu anormal molekülü tanýyamadýðý için hücre içine alamaz ve kolesterol kanda yükselir.

    c. LDL reseptörlerinin genetik bozukluðu söz konusudur. Anormal reseptörler normal olan LDL’yi tanýyamaz ve kolesterol kandan temizlenemez.


    Hücre içi kolesterol yetersizliði ne demektir?

    · Kanda kullanýlamayan kolesterol artýþý, hücre düzeyinde kolesterol yetersizliði ile sonuçlanýr. Kolesterole baðlý iþlevlerde aksamalar olur. Bunlardan en önemlisi sentezlenmesi için kolesterole ihtiyaç duyulan steroidlerin yetersizliðidir. Steroid yeretsizliði hücre içi kolesterol eksikliði ile doðru orantýlýdýr. Steroid düþüklüðünde kanda kolesterol düzeyi ve LDL artar, HDL azalýr. Yani kolesterol yüksekliði, hücre içinde kolesterole ihtiyaç duyulduðunun göstergesidir!

    · Bu durumda hücre daha fazla kolesterol sentezlemek için uyarýlýr. Katabolizma sorunu anabolizmayý uyarmýþ olur. Lipid seviyesinin yetersizliði nedeniyle normal boyutlara ulaþamayan saðlýksýz partiküller sentezlenip kana verilebilir. Bu partiküllerde hücreler tarafýndan tanýnamayacaðý için kan kolesterolü daha da artar.

    * Kaynak, Mevlüt Durmuþ
    Ayþe Müjdeci, 10.12.2009

  5. #5
    Administrator
    Üyelik tarihi
    Þubat.2012
    Mesajlar
    33

    Ateroskleroz (damar sertliði) nedir? Kolesterol dosyasý (5. bölüm)


    Ateroskleroz (damar sertliði) nedir?
    Kolesterol dosyasý (5. bölüm)




    Ateroskleoz (AS) geliþimi için günümüzde kabul gören iki teori var:

    1) Kolesterol Teorisi: Bu teori, kolesterolün varlýðýnýn AS plak oluþumu için yeterli risk faktörü olduðunu iddia eder. Bu teorinin taraftarlarý AS’un önlenmesi için kolesterol düþürücü ilaçlarýn kullanýlmasýnýn gerekli olduðunu savunurlar.

    2) Kronik Endotel Hasarý Teorisi: Allostaz varlýðýnda yükselen kolesterolün, serbest radikaller tarafýndan oksitlenmesi ile hasarlý endotel bölgesinde plaklar oluþturduðunu söyler. Kolesterolü düþürmenin AS’un kontrolü için fonksiyonel bir çözüm olmadýðýný iddia eder.


    Kronik Endotel Hasarý (KEH) Teorisine göre Ateroskleroz:

    Allostaz varlýðýnda kolesterol yüksekliði, vücudun top yekûn hastalýðýnýn göstergesidir. Böyle bir durumda kiþi sadece ateroskleroz için deðil tüm dejeneratif hastalýklarýn geliþimi açýsýndan risk altýndadýr.

    Ateroskleroz, damarýn endotel tabakasýnda (iç tabaka) meydana gelen inflamatuvar tepkidir. Baþta koroner arterler olmak üzere vücudun tüm damarlarýnda geliþebilir. Koroner arterlerde sýk görülmesinin sebebi, bu damarlarýn maruz kaldýklarý mekanik stres faktörünün büyük oluþudur.

    Vücutta yaklaþýk olarak 5 litre kan bulunduðunu ve kalbin bir saatte 280 litre kan pompaladýðýný düþünecek olursak, bir dakikada kalp neredeyse vücuttaki tüm kaný pompalamak durumunda kalmaktadýr. Tek baþýna bu durum bile koroner arterlerin neden mekanik strese en fazla maruz kalan damarlar olduðunu ortaya koymak için yeterlidir.

    AS plaðýnýn oluþmasý için öncelikli olarak damar endotelinde duyarlýlýk meydana gelmesi gereklidir. Bu duyarlýlýðý oluþturan sebepler ya bizzat damarý hassaslaþtýran mekanik ve kimyasal faktörlerdir ya da yine ayný sebeplerle endotel fonksiyon bozukluðu ve bunun neticesinde, endotelden salgýlanan ve görevi endoteli korumak olan maddelerin sentezinin bozulmasýdýr.


    Endotelde duyarlýlýk artýþýna sebep olan mekanik faktörlerden en önemlisi hipertansiyondur

    Endotelde duyarlýlýk artýþýna sebep olan mekanik faktörlerden en önemlisi damar içi basýnçta dengenin bozulmasý ve ardýndan geliþen hipertansiyondur.
    Beynin hipotalamus bölgesi vücuttan gelen sinyalleri deðerlendirip buna göre gerekli komutlarý sinirler ve hormonlar yoluyla damar kaslarýna ve kalbe ulaþtýrarak tansiyonu ayarlar. Eðer kan toksik maddeler ile aðýrlaþmýþ ise ve toksik maddelerin dokulara zarar vermeden ve damarlarý týkamadan bir an evvel vücuttan uzaklaþtýrýlmasý icap ediyorsa, hipotalamus tansiyonun artýrýlmasýna karar verir. Kiþinin yanlýþ yaþam koþullarý nedeniyle toksik kan tablosunun süreklilik kazanmasý halinde tansiyonda önce iniþli çýkýþlý bir bozulma dönemi yaþanýr, ardýndan hipertansiyon kalýcýlýk kazanýr. Böylelikle hipertansiyon ve toksik maddelerle aðýrlaþan kan, damarlar üzerinde mekanik stres oluþturmaya baþlar.


    Kimyasal temizlik maddeleri, katkýlý-hormonlu gýdalar ve hatalý beslenme toksik madde birikimine neden olur.


    Endotelde duyarlýlýk artýþýnýn bir diðer sebebi ise kimyasal strestir. Deterjan-lavobo açýcý-leke çýkarýcý vb kimyasal temizlik maddeleri, katkýlý-hormonlu gýdalar ve hatalý beslenme neticesinde vücutta biriken toksik maddeler endotelde kimyasal erozyona sebep olurlar. Daha sonra duyarlýlýk artýþýnýn olduðu endotel bölgesinde hasar oluþur. Hasarýn oluþum sebebi endotel duyarlýlýðýna sebep olan faktörlerin devam ediyor oluþudur. Baþlýca sebepleri bir kez daha gözden geçirelim;

    • Dengesiz beslenme (antiinflamatuvar ve antioksidan eksikliði)

    • LDL oksidasyonuna sebep olan serbest radikaller (antioksidan eksikliði)

    • C vitamini eksikliði (antioksidan eksikliði)

    • Kimyasal erozyon: çamaþýr suyu, deterjan, yað çözücü, leke çýkarýcý, lavabo açýcý vb kimyasal ajanlar.

    • Toksik kan dolaþýmý (doðal olmayan yaþam alýþkanlýklarý nedeniyle kanýn toksik hale gelmiþ olmasý)

    • Enfeksiyon

    • Sigara

    • Yüksek tansiyon

    • Yüksek insulin, yüksek homosistein, yüksek kortizol (allostaz bulgularý)


    Aterosklerotik (AS) plak oluþumu için son aþamaAterosklerotik (AS) plak oluþumu için artýk son aþamaya gelinmiþtir. Damarda tamir mekanizmasý devreye girerek aþaðýda özetlenen basamaklar neticesinde hasarlý bölge sanki bir yara bandý ile üstü kapatýlýyormuþçasýna AS plak ile tamir edilir;

    • LDL hasarlý bölgeye gider ve hasarlý endotel ile düz kas tabakasýnýn arasýna girer. (Bu durum kiþinin LDH düzeyinden baðýmsýzdýr.)

    • Endotel fonksiyonlarýnda deðiþiklik baþlar;

    – Endotel, Reaktif Oksijen Türevleri (ROT: serbest radikaller) üretir.

    – ROT baðýþýklýk hücrelerini hasarlý bölgeye çaðýrýr. Makrofajlar atýk hücreleri, ROT tarafýndan oksitlenen LDH fazlasýný, küçülen LDH’ý fagosite ederler.

    – Bu hücrelerin miktarý makrofajlarýn kapasitelerini aþacak düzeye ulaþýrsa, makrofajlar kalsiyum salgýlayarak partikülleri hem damar duvarlarýna hem de organlara yapýþtýrarak ortadan kaldýrmaya çalýþýrlar.

    – Büyüme faktörlerinin yapýmýnýn uyarýlmasý ile kas hücrelerinin çoðalmasý saðlanýr. Kas hücreleri hasarlý bölgeyi iþgal eder.

    • LDH + kas ve baðýþýklýk hücreleri + hasarlý bölgenin atýk hücreleri + kalsiyumdan oluþan plak ile hasarlý bölge tamir edilir. (Plak: doðanýn yara bandý)

    Eðer kiþi anormal yaþam koþullarýný devam ettirir ve allostatik tablo süreklilik kazanýrsa, AS plaklar giderek büyür ve yaygýnlaþýr. Tüm vücutta yaygýn olarak kýlcal damarlar týkanmaya, dokularda metastatik kalsifikasyonlar oluþmaya baþlar. Tansiyon daha da artar. Bu durum giderek kalbin yükünü artýrmaktadýr. Kýlcal damarlardaki týkanýklýklarýn artýþý ve kalbin gücünün zayýflamasý ile doku-organlar yeterli ölçüde beslenemez ve doku açlýðý-enerji açýðý meydana gelir. Bir süre sonra ise normal þartlarda damarlarý týkamayacak boyuttaki pýhtýlardan biri daralan bu damarlarý týkayarak enfarktüslere sebep olur. Kronik Endotel Hasarý (KEH) teorisinin sonuçlarýný özetleyecek olursak:

    · Kolesterol yüksekliði tek baþýna AS plak oluþumu için risk deðildir. AS plak oluþumu için damar endotelinde öncelikle hasar meydana gelmiþ olmalýdýr. Hasarlý bölgeyi tamir etmek üzere içerisinde kolesterol de bulunan plak oluþturulur. Kolesterolün plak içerisindeki oraný %3’tür.

    · Serbest radikaller tarafýndan oksitlenen LDH moleküllerinin miktarý, bu molekülleri fagosite etmek olan makrofajlarýn kapasitesini aþacak olursa AS plak oluþumu için risk baþlar.

    · Antioksidanlarýn yetersizliði halinde serbest radikallerin artmasý AS plak oluþumu için risktir.

    · Tedavide kolesterolü düþürmeye yönelik çabalar fonksiyonel deðildir. KEH’ný tetikleyen faktörlerin ortadan kaldýrýlmasý (allostazýn ortadan kaldýrýlýp vücudun homeostaz durumuna getirilmesi) AS’un kontrolü için temel çýkýþ noktasýdýr. Ayrýca damar duyarlýlýðýný azaltan antiinflamatuvarlar, LDH’ýn serbest radikaller tarafýndan oksitlenmesine engel olan antioksidanlar ve oluþmuþ plaklarý çözmek için kullanýlan kelatörler tedavinin diðer bacaklarýný oluþturur.
    Ayþe Müjdeci, 18.12.2009

Benzer Konular

  1. Kolesterol
    Konu Sahibi Bilgin Forum Þifalý Bitkiler Sözlüðü
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 04.Nisan.2011, 19:54
  2. Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Mart.2011, 12:40
  3. kolesterol nedir anlamý ne demek denir demektir
    Konu Sahibi Bilgin Forum Türkçe Sözlük
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 08.Mart.2011, 12:40
  4. 'Ýnsanlarý kolesterol manyaðý yaptýk'
    Konu Sahibi Murat Forum Bahçe ve Bitki Meraklýlarý Lokali
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 12.Kasým.2010, 04:20
  5. STEROLLER Kolesterol SPONÝNLER
    Konu Sahibi admin Forum Genel Saðlýk Konularý
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 15.Eylül.2008, 13:10

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268