Eyvah, yine kilo alıyorum…
Fazla kilolarımdan kurtulmak, sağlıklı ve mutlu bir şekilde yaşamak istiyorum, ama nasıl?
Zamanımızın en önemli sağlık sorunu fazla kilolar!
Fazla kilolar, kişinin beden görüntüsüne ait olumlu tatmin duygusunun oluşmaması neticesinde özellikle hanımlarda mutsuz bir yaşam felsefesinin ve ardından fiziki ve duygusal sorunların gelişmesinden sorumlu. Özellikle genç hanımlar arasındaki sıfır beden tiryakiliğinin moda olması işleri daha da güçleştiriyor. Fazla kilolar bunun ötesinde pek çok fiziki sağlık problemini de peşi sıra getiriyor.
Bu yazı dizimizde tüm bu konuları detaylarıyla ele alıp, doğru bildiğimiz yanlışları (örneğin söylendiği gibi sadece kalori kısıtlaması yaparak ya da yağ içeriği düşük gıdalar tüketerek kalıcı olarak zayıflamak mümkün değil!) ve pratik çözüm yollarını gözden geçireceğiz.
Hedefimiz siz değerli okuyucularımızı, sizin bünyeniz için uygun olan sağlıklı kilonuza ve mutlu yaşam felsefesine taşıyabilmek.
Bu bir süreci gerektiriyor, çünkü öğrendiklerinizi uygulamaya sokmanız ve zevkli bir yaşam felsefesi haline getirmeniz lazım. Bu nedenle bu "yazı dizimizin" ilk bölümünde beslenme ile ilgili temel öğretileri ele almanın uygun olduğunu düşündüm.
Beslenmenin amacı nedir? Beslenmenin, vücudun hayatiyetini sürdürmesi (organların faaliyetleri ve fiziki aktivite), büyümesi ve kendisini onarması için gerekli olan
1) Enerjinin
2) Yapıtaşlarının temin edilmesi şeklinde iki temel amacı vardır.
Yağ-karbonhidrat-proteinler, enerji oluşturmak için gerekli olan besin öğeleridir.
Enerji üretiminde kullanılmayan ama vücuttaki pek çok biyokimyasal reaksiyon sırasında görev alan ve hücre yapıtaşlarının sentezi için elzem olan besin öğeleri ise esansiyel(*) aminoasitler, esansiyel yağ asitleri, vitaminler, mineraller ve sudur.
Sağlıklı bir vücuda sahip olmanın beslenmeyle ilgili ön koşulu, tüm bu besin öğelerinden dengeli ve yeterli miktarda tüketmektedir.
Beslenmeye bir de farklı bir gözle bakalım;
Yediğimiz her organik besin öğesi hücrelerden oluşmuştur. Diyelim ki elmadan bir ısırık aldık. Bu lokma ağızdan başlayan ve tüm sindirim kanalı boyunca devam eden sindirim süreci boyunca bağırsaklardan emilip kana geçecek kadar küçük moleküllere ayrılır. Bu arada elmayı oluşturan hücreler parçalanır, hatta çekirdekte saklanan nükleotidler (DNN ve RNA molekülleri) dahi açığa çıkar. Böylelikle elma hücreleri en küçük yapıtaşlarına kadar parçalanmış olur. Daha sonra bu yapıtaşları bizim vücudumuzun yapıtaşı olmak üzere bünyemiz tarafından tekrar şekillendirilir. Bu örnekten yola çıkarak, bir anlamda elmanın bizim karaciğerimizi, dalağımızı ya da kan hücrelerimizi oluşturduğu söylememiz mümkündür.
Beslenmeye bu gözle bakmak, insanın ağzına attığı her bir lokmanın ne kadar önemli olduğunu fark etmesini sağlıyor, insana beslenme ile sorumluluk ve şükran duygusu kazandırıyor. Bu bilince ulaşan kişi yedikleri nedeniyle karaciğer, dalak, böbrek, kalp ya da başka bir organının hatalı oluşumuna izin vermek istemeyecek, sağlığının sorumluluğunu üstlenecektir. Ayrıca organlarının yapıtaşı olacak olan bir besini tüketirken, o besine ve o besini yaratana şükranla bakmayı aklına getirecektir.
Gelecek yazımız: Yediklerimizin fazlasına ne oluyor?
(*)Esansiyel: Vücutta sentezlenemeyen, besinlerle dışarıdan alınması gereken
Ayşe Müjdeci, 13.01.2010



LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla