Yediklerimiz nasıl kiloya dönüşür?
Yediklerimiz nasıl enerji oluyor?
Yediğimiz tüm besinler, sindirim kanalı boyunca kendisini oluşturan besin öğelerine kadar parçalanır.
Örneğin karbonhidratların parçalanma işlemi ağızda tükürük ile temas sırasında başlar, sindirim kanalı boyunca, ta ki glukoza parçalanıncaya kadar devam eder.
Proteinlerin sindirimi midede başlar ve neticede aminoasit molekülleri elde edilir.
Yağların sindirimi ise bağırsaklarda başlar ve yağ asitleri elde edilir.
Böylelikle besinin muhtevasında bulunan değişik besin öğeleri, sindirilmeleri için gerekli olan enzimlerle sindirim kanalının değişik bölgelerinde temasa geçip küçük moleküllerine kadar parçalanmış olurlar.
Bu moleküller ince bağırsaklardan emilir. Bağırsaklar emilim yüzeyini artırmak için kendi üzerinde kıvrımlar yapacak şekilde özenle tasarlanmıştır. Bağırsak duvarını oluşturan hücreler arasında çapları belli olan küçük delikler vardır. Bu delikler belli boyutlardaki moleküllerin bağırsaktan emilimine izin vererek vücudu koruyucu bir görev üstlenirler. Alerjen etkiye sahip, vücut için yabancı büyük proteinler ve mikroorganizmalar için bir filtre gibi çalışırlar.
Enerji üretimi için kullanılacak olan besin öğeleri, kan ile çeşitli dokulara taşınır ve sonra hücreler tarafından kandan alınırlar. Hücre içerisinde solunumla gelen, oksijen molekülü ile reaksiyona girerek karbondioksit + su + ATP + ısıya dönüşürler. Böylelikle besin öğelerinin içerisinde saklı bulunan enerji, vücudun kullanabileceği nitelikteki enerji olan ATP’ye çevrilmiş olur.
Yediklerimizin fazlasına ne oluyor?
Vücudumuz besinlerden, hayatiyetini sürdürmek için gerekli olan anlık enerjiyi elde ettikten sonra, arta kalanını potansiyel enerji kaynağı olarak depolar. Depo enerji kaynakları lüzum halinde kana verilir ve yukarıdaki bölümde anlattığımız şekilde vücut tarafından kullanılır. Kullanılmayanlar ise depolanmaya devam eder.
Depo olarak kullanılan temel üç doku vardır;
1. Yağ dokusu,
2. Karaciğer dokusu
3. Kas dokusu.
Depo enerji, yağ dokusunda triaçilgliserol (trigliserit), karaciğerde glikojen, ve kas dokusunda glikojen ve bir miktar protein olarak depolanır. Bunlar arasında en büyük depoyu yağ dokusu oluşturur; kişinin depolanmış toplam enerjisinin %85’i yağ dokusundaki trigliseritler, %15’i ise glikojen ve proteinlerdir. Ayrıca bir miktar enerji kişinin küçük miktarlardaki acil enerji ihtiyacını karşılamak üzere diğer hücreler içerisinde glikojen olarak depolanmış durumdadır.
Karaciğer glikojeni, öğün aralarında kan şekerini sabit tutmak için kullanılır. Yani kan şekerimiz düşmeye başladığında ilk olarak kullanılan karaciğerdeki depo glikojendir. Bu nedenle karaciğerdeki glikojen miktarı, açlık durumumuza göre günün farklı saatlerinde değişkenlik gösterir.
Kas glikojeni, egzersiz sırasında kas kasılması için gerekli olan enerjiyi sağlar.
Trigliseritler ise hem ihtiva ettikleri kalori bakımından, hem de aynı miktarda kaloriye sahip glikojene göre kapladıkları hacmin küçüklüğü nedeniyle çok etkili enerji depolarıdır.
Proteinlerin enerji üretimi için kullanılmaları çok kısıtlıdır. Onların, hücre ve enzimlerin yapıtaşı olmaları ve fiziki aktiviteyi sağlayan kas dokusunu oluşturmaları gibi önemli görevleri vardır.
70 kilo ağırlığında bir erkekteki enerji depolarının durumu;
· 15 kg trigliserit
· 0.2-0.8 kg arası karaciğer glikojeni
· 0.15 kg kas glikojeni (dinlenme anında)
· 6 kg protein
Kalori (kilokalori) ne demektir? Enerjinin ölçü birimidir. Günümüzde kalori, aslında kilokaloriyi ifade edecek şekilde kullanılmaktadır. Yani 1 kalorilik bir yiyecek maddesinde aslında 1 kilokalorilik (kcal) enerji var demektir.
Enerji üretiminde kullanılan temel besin öğelerinin 1 gramlık birim ağırlık başına ihtiva ettikleri kalori miktarları şu şekildedir:
· 1 gr yağda 9 kcal
· 1 gr karbonhidratta 4kcal
· 1 gr proteinde 4kcal enerji vardır.
Bu yazı dizimizin ilk iki bölümünde sizlerle beslenme ile temel kavramları gözden geçirmiş olduk. Önümüzdeki haftalarda detaylarda, sağlıkla buluşmak üzere…
Ayşe Müjdeci, 21.01.2010



LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı ile Cevapla