Bitkiler kültüre alınırken verim ve kalitesinin artması hedeflenmiştir. Bitkiler verim ve kaliteye yönelik özellikler kazandıkça doğal yapılarını kaybetmişlerdir. Örneğin; 40 - 50 yaşın üzerindekiler çocukluk veya gençliklerindeki yedikleri domates veya diğer sebzelerin doğal tatlarını ve kokularını bulamamaktadırlar. Kültür bitkilerinin atası olan yabani bitkilerde bu tat ve kokular hala bulunmaktadır.
Kültür bitkilerinin üretimi tür ve miktar olarak artıkça, yabani bitkilerin yaşam alanları buna bağlı olarak daralmıştır. Yaşam alanları daralan yabani bitkilerin bazıları yetiştirilen kültür bitkisinin türüne bağlı olarak beraber bulunmaktadır. Böylece birçok yabani ot, kültür bitkileri arasında yabancı ot olarak hayatiyetini sürdürmektedir..
Yabancı otlar kültür bitkilerinin vazgeçilmez refakatçısı veya rehberi olarak kabul edilmelidir. Kültür alanlarındaki yabancı otların gelişmeleri tarımın ilk yapıldığı devrelerde hastalık ve zararlılar gibi algılanmamışlardır. Zira kültür bitkisi içerisinde bulunan otların büyük çoğunluğunu gıda olarak kullanılması yanında hayvan beslemek amacıyla yem bitkisi olarak ta kullanmışlardır. Horoz ibiği türleri (Amaranthus spp.)5000-7000 yıl önce Aztekler tarafından hububat bitkisi olarak kullanılmaktaydı (4),. M.S.4-5 yüzyıllarda ölen insanların midelerinde buluna tohumların ait olduğu bitkileri bugün yabancı ot olarak niteliyoruz(1) Bugün Türkiye'nin birçok yerinde hala yabancı otlar beslenme ve hastalık tedavisi amacıyla kullanılmaktadır.
Doğal olarak yetişen bitkilerle yapılan yiyecekler, insanların daha sağlıklı ve mutlu olmalarını sağlayacaktır. Zira insanların yediği yiyeceklerle ruhsal yapıları arasında sıkı bir ilişki vardır. Bunu, etçil ve otçul hayvanların davranışlarında da görebiliriz. İnsanlar etçil hayvanlarda ki saldırganlık ile otçul hayvanlardaki sakinliği et ve otu bir arada kullanarak dengelemişlerdir.

Vatan Gazetesinin 1 .Eylül.2003 tarihli sayısında " Bana ne yediğini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim." başlığı altında aşağıdaki bilgiler verilmiştir (5).
Sağlık sitesi askmen.com, yiyeceklerden karakter tahlili yaptı. Askmen'in ABD 'nin ünlü psikoloji uzmanlarının katkısıyla hazırladığı dosyada, insanlar yeme alışkanlıklarına göre 6 farklı gruba ayrıldı.
a-Meyve severler: Girişken; Genellikle girişken ve hassas olurlar. Çok arkadaşı olan
bu kişiler, sanatsal yeteneklerini ön plana çıkarabilecekleri iş alanlarında çalışmayı
tercih ederler.
b-Sebzeciler: Hırslı; canlı bir karaktere ve başarılı bir kariyere sahiptirler. Hırslı ve
her konuda bilgili olan bu insanlar emeklerinin de karşılığını almayı bilirler. Mide ve
baş ağrısı gibi problemlerden sakınmak için daha az tuz tüketmeleri gerekir.
c-Etoburlar: Bencil; çoğunlukla atılgan olan bu kişiler her zaman yükselmeyi
amaçlar. Hayatta başarıyı yakalamalarına rağmen bencil yapıları nedeniyle uzun süreli
ilişkilerde iyi bir arkadaş olma ihtimalleri düşüktür.
ç-Denizden babası çıksa yiyenler: Ketum ( ağzı sıkı) ;Genellikle sakin, sessiz
insanlardır. Ancak balık severlerin ketumluğu, açık konuşamamaları genellikle
kendilerinin zarar görmesine neden olur.
d-Baharata bayılanlar: Maceracı; çok hareketlidirler ve sürekli macera ararlar. En
büyük problemleri bencilliktir. Baharat severler ayrıca aşk oyunlarının ve
aldatmaların başkahramanlarıdır.
e-Yağlı yemek hayranları: Kariyerist (Meslekte yükselme); şaşırtıcı bir biçimde çok
hareketlidirler. Mesleklerinde üst noktalara ulaşırlar. Flört etmek ve karşısındakini
etkilemek konusunda özel bir yetenekleri vardır.

Kaynak: Otların Beslenmede ve Sağlıktaki Rolü
Prof. Dr. Zeki Özer (Emekli Öğretim Üyesi) / Öğr. Gör. Emine Arzu Elibüyük (GOP.Üniv.Tokat Meslek Yüksek Okulu)/ Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Önen (GOP. Üniv. Zir. Fak. Bitki Koruma Bölümü)/ Araş. Gör. Dr. Oğuz Tekelioğlu (GOP. Üniv. Zir. Fak. Makine Bölümü)
Kaynak: www.Bahcesel.com/forumsel/