Kuran-ý Kerim'de Allah, gökleri ve yeri yaratanýn Kendisi olduðunu ve bunlarýn kontrolünün de yine Kendisi'nde olduðunu söyler. Görmekte olduðumuz tüm evreni ve her türlü cismi, en küçük atomdan en büyük galaksilere kadar Allah yaratmýþ ve düzene sokmuþtur. Göklerin yaratýlýþýndan söz eden bir ayette þöyle buyrulur: Yaratmak bakýmýndan siz mi daha güçsünüz yoksa gök mü? (Allah) onu bina etti. Boyunu yükseltti, ona belli bir düzen verdi. (Naziat Suresi, 27-28) Bu ve benzeri birçok ayetten anlaþýldýðý gibi gökyüzünü Allah yaratmýþ ve bir düzen içine sokmuþtur. Günümüz bilimi de, Kuran ile paralel bir biçimde, evrenin büyük bir düzene sahip þekilde yaratýlmýþ olduðunu söylemektedir. Bu konuda bilim adamlarýnca geliþtirilmiþ çeþitli teoriler vardýr. Ancak bunlardan en saðlam temellere sahip olaný Büyük Patlama (Big Bang) teorisidir. Bugün, evrenin duraðan olmadýðýný, sürekli geniþlediðini biliyoruz. Bu geniþlemenin bilim çevreleri tarafýndan gözlemlenerek kanýtlanmasý da Büyük Patlama teorisinin en önemli delillerinden birini teþkil eder. Evren geniþlediðine göre, bu geniþlemenin baþladýðý bir anýn olmasý gereklidir. Yani zamanda geriye doðru gittiðimizi düþünürsek, evrenin de buna paralel olarak küçüldüðünü görürüz. Sonuçta ulaþacaðýmýz nokta, evrenin "tekillik" adý verilen matematiksel bir noktaya kadar küçülmesidir. Bu noktayý bazý bilim adamlarý "kozmik yumurta" olarak da isimlendirmektedir. Ýçinde yaþadýðýmýz evrene ait tüm madde ve enerji, hatta zaman dahi bu kozmik yumurtanýn içinde bulunmaktadýr. Þimdi düþünelim. Tekillik ya da diðer bir deðiþle kozmik yumurtanýn öncesinde ne vardý? Bu madde nasýl ortaya çýktý? Burada açýk bir "yoktan varoluþ" görmekteyiz. Büyük Patlama'dan önceki bu dönem evrenin, uzayýn, zamanýn olmadýðý, herþeyin "yok" olduðu dönemdi. Büyük Patlama ile evren "yok" iken "var" olmaya baþlamýþtýr. Bu noktada ulaþtýðýmýz en önemli sonuçlardan biri, evreni üstün bir gücün bilinçli olarak yarattýðý ve yine bilinçli müdahaleler sonucunda ona büyük bir düzen kazandýrdýðý gerçeðidir. Rastgele Bir Big Bang Evreni Yaratabilir mi? Buraya kadar gördüklerimiz, evrenin bir baþlangýcý olduðunu, yani sonsuzdan beri var olmadýðýný, aksine belirli bir anda yaratýldýðýný göstermektedir. Kýsacasý evren yoktan var olmuþtur. Sadece bu nokta bile, Allah'ýn varlýðýnýn önemli delillerinden birisidir. Oysa bu açýk gerçeði bile inkar edenler vardýr. Evrenin bir yaratýcýnýn yaratmasýyla oluþtuðunu inkar edebilmenin tek yolu ise onun kendiliðinden, bilinçsiz bir þekilde tesadüfler sonucu var olduðunu varsaymaktýr. Bu düþünceye göre evren yaratýlmamýþ, kendiliðinden ortaya çýkmýþtýr. Büyük Patlama'nýn baþlangýcýndan þimdiki zamana kadar olan süre, sözde bir evrim sürecidir. Büyük Patlama'yla atomlar oluþmuþ, atomlardan yýldýzlar ve gezegenler kendi kendilerine meydana gelmiþtir. Bu gezegenlerden uygun þartlarýn oluþtuðu bir tanesinde, birtakým kimyasal ve biyolojik olaylar sonucu, uzun süren bir süreç içinde bizlerin de içinde bulunduðumuz canlý varlýklar nasýl olduysa türemiþ ve bunlar kendilerini oluþturan evreni incelemeye baþlamýþlardýr. Sanki çok kolay bir þekilde gerçekleþmiþ gibi anlatýlan bu süreç, aslýnda hiç de anlatýldýðý kadar basit ve bir Yaratýcý'nýn kontrolü olmadan gerçekleþebilecek bir olay deðildir. Büyük Patlama sýrasýnda atomlarýn oluþumundan yýldýzlarýn ortaya çýkýþýna, atomun içindeki hassas dengelerden dev galaksilere kadar tüm evren çok büyük bir düzen içinde bulunurlar. Kýsacasý, evrenin yaratýlýþýnýn temelinde ve evrende meydana gelen herhangi bir olayda kesinlikle þansa veya tesadüflere yer yoktur. Her an, her yerde bilinçli bir müdahale, üstün bir akýl ve bir düzen hakimdir. Bizlerin "fizik kurallarý" veya bazen "doða kanunu" olarak nitelendirdiðimiz herþey de aslýnda bu düzenin en açýk bir kanýtýný oluþturur. Bu kurallar olmadan evrenin ve içindekilerin hiçbir þekilde var olmalarý mümkün deðildir. Örneðin, maddenin en küçük yapýtaþlarýndan olan atomun içinde inanýlmaz, muazzam bir denge vardýr. Evrenin varlýðýný saðlayan ve bilinen tüm fizik kurallarýnýn iþlemesini saðlayan dört temel kuvvet, atomun içinde gizlidir. Elektronlar kendilerine ayrýlmýþ yörüngelerde, çekirdekteki proton ve nötronlarýn etrafýnda dönerler. Bu, tek baþýna incelendiðinde bile muazzam bir olaydýr. Çekirdekte ise ayný yüke sahip olan protonlar, dört temel kuvvetten bir tanesi olan "güçlü çekirdeksel kuvvet" tarafýndan birarada tutulurlar. Böylece en küçük atomda bile inanýlmasý güç bir denge saðlanmýþ olur. Eðer evren Büyük Patlama'nýn ardýndan kendi haline býrakýlmýþ olsaydý, bir "patlamanýn" doðal sonucu olarak büyük bir kaos, karmaþa ve tahribat ortaya çýkardý. Oysa en küçük atomdan en büyük galaksiye kadar tüm madde son derece hassas bir düzenlilik içinde hareket etmektedir. Gökyüzündeki yýldýzlar geliþigüzel yerlere daðýlmamýþlar, galaksi adý verilen gruplar oluþturmuþlardýr. Evrendeki tüm madde, dolayýsýyla galaksiler homojen bir biçimde uzaya yerleþmiþlerdir. Tüm atomlar evrenin her köþesinde ayný dizilime ve yapýya sahip olmuþlardýr. Fizik kurallarý evrenin her noktasýnda ayný þekilde iþlemekte, en küçük bir düzensizlik gözlemlenmemektedir. Elbette ki sayýsýz hassas denge evrenin her noktasýnda hüküm sürmektedir. Bu sayýsýz dengelerin herhangi birinde, en ufak bir oynama olmasý ise þimdikinden tümüyle farklý ve canlý hayatýnýn olmasýna imkan vermeyecek bir evrenin var olmasýna sebebiyet verir. Diðer bir deyiþle evrenimiz, dünyadaki canlý hayatýnýn varolabilmesi, daha da ötesi bu varlýðýný güven içinde sürdürebilmesi için çok çok hassas bir biçimde "ayarlanmýþ"týr. Birinin bile "þans eseri" olmasý mümkün deðilken, henüz keþfedilmiþ olanlarýnýn sayýsý binleri bulan bu dengeler bizlere üstün kudret sahibi bir Yaratýcý'nýn da varlýðýný göstermektedir. "Bu dengeler nasýl ortaya çýktý?" ya da "hangi irade evreni insan yaþamýna uygun olarak düzenledi?" gibi sorularla incelendiðinde bu dengeler bizleri Allah'ýn yaratýþýna ulaþtýrýr. Allah evreni büyük bir akýl ve güçle yaratmýþ ve dünyayý da insanýn yaþamý için özel olarak hazýrlamýþtýr. Bundan habersiz bir hayat süren pek çok insan olduðu ise Kuran'da þöyle haber verilir: Elbette göklerin ve yerin yaratýlmasý, insanlarýn yaratýlmasýndan daha büyüktür. Ancak insanlarýn çoðu bilmezler. (Mümin Suresi, 57) Yine Kuran, burada örneði verilen insanlarýn tam tersi anlayýþta insanlar olduðunu da duyurur. Ayetlere göre bu insanlar evreni gözlemleyerek burada gördüklerini Allah'a bir yakýnlaþma vesilesi olarak kullanmaktadýrlar: Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ý zikrederler ve göklerin ve yerin yaratýlýþý konusunda düþünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boþuna yaratmadýn. Sen pek yücesin, bizi ateþin azabýndan koru." (Al-i Ýmran Suresi, 191)

Devami...