Kahvenin tarihi
Kahvenin ilk ne zaman keþfedildiði ve bir fincan gerçek kahvenin ilk ne zaman içildiði bilinmiyor. Birçok farklý efsane var, fakat Orta Çaðýn baþlarýnda kahvenin kullanýldýðýna dair kesin yazýlmýþ kaynak yada kanýt yok. Homeros ve bazý Arap efsaneleri, uyarýcý etkisi olan, gizemli, siyah ve acý bir içecekten söz eder fakat bu gerçek kahveyse bile emin olunamýyor... Kahve, büyük ihtimalle, Etiyopya'da ortaya çýktý, kuzeyden Mýsýr'a ve antik Yunanistan'a, güneyden de Arap yarýmadasýna yayýldý.
Efsaneler
Kahvenin kaynaðý ve nasýl keþfediði ile ilgili çok sayýda farklý efsane var.
En yaygýn efsane, çoban Kaldi, M.S. 600-800 tarihlerinde, Doðu Afrikada, bir gece daðýn yamacýnda hayvanlarýna bakarken (modern zamanda Etiyopyadaki gibi) hayvanlarýnýn tuhaf davrandýðýný farketti. Bunu incelediðinde, onlarýn, çalýlýklarýn yanýndaki kýrmýzý meyveleri yediðine karar verdi. Bunun sonucunda onlar, uyanýk kalýyordu, tüm gece, yaþlý keçiler bile etrafta hoplayýp zýplýyordu. Merakla, keçi çobaný, meyvelerden biraz topladý ve tatdý. Bunlarýn kendisini güçlendirdiðini ve daha uyanýk tuttuðunu buldu.
Bu esnada manastýrýn yakýnýndan bir keþiþ geçiyordu. Çoban, ona keçilerden bahsetti ve keþiþ bu bitkiyi göstermesini istedi. Kaldi, keþiþe, grimsi aðaç kabuðu ve parlak yapraklarý olan, incecik dallarýnýn üzerinde, yapraklarýnýn alt kýsmýnda, küçük beyaz çiçek demetleriyle karýþmýþ, bazýlarý yeþil, daha olgun olanlarý sarý renkte ve diðerleri kiraz renginde ve büyüklüðü, þekli ile tam olgunluða eriþmiþ meyve salkýmlarý bulunan, ufak, güzel bir çalý gösterdi.
(Kaynak)
Bu meyvelerin etkisini denemek isteyen keþiþ, onlardan bir miktarýný toz halinde ezdi ve içecek yapmak için kaynamýþ suyu üzerine döktü. Bu ilk fincan kahve oldu ancak bu çok uzun sürmedi, her nasýlsa, kahve ilk defa kavruldu. Ýçeceðin etkisi onu tamamen uyanýk yaptý ancak onun zihinsel yeteneklerini etkilemedi, keþiþ, bu yeni keþfinin ona ve keþiþ dostlarýna, uzun saatler süren dualarý sýrasýnda uyanýk kalmalarýna yardým edebileceðini düþündü ve bunu manastýrýna götürdü. Kahve daha sonra manastýrdan manastýra yayýldý ve böylelikle daha istenilir hale geldi ve cennetten melekler tarafýndan inananlara getirilen tanrýsal bir hediye sayýldý.
Bu efsane muhtemelen Avrupa kaynaklýdýr, çünkü Arap kahve geleneðinde yada efsanelerinde benzer bir hikaye yoktur. En eski yazýlý kaynak 1671 zamanýnda, “Roma Doðu dilleri” profesörü olan, Antoine Faustus Nairon tarafýndan yazýlmýþtýr.
Arap literatüründe, kahvenin kaynaðýna dair birçok farklý efsane var. En bilineni, Baþ melek Cebrail'in, (Hz.) Muhammed'e, ona daha fazla güç ve dayanýklýk vermesi için kahve sunmasýdýr.
Diðer bir ünlü Arap efsanesine göre, 1258'lerde Þeyh Ömer'in, Moha limaný þehrine girmesi yasaktý. Gezileri sýrasýnda, bazý meyveler topladýlar ve suda kaynattýlar. Hazýrladýklarý içki birdenbire onlara güç verdi ve sihirli meyvelerin hikayesi Moha limanýndaki cüzzamlý koloniye yayýldý. Kahve cüzzamlýlarý iyileþtirdi ve Seyh Ömer Moha limanýna kahraman olarak döndü.
Araplar
Kahvenin nerede ve kimin tarafýndan keþfedildiði hala bilinmiyor, kahve bitkileri Afrika'da ortaya çýktý, Yemen, Arabistan ve Mýsýr'a yayýldý, muazzam þekilde geliþti ve populer günlük hayata girdi. Yabani kahve, bugün halen Etiyopya'da bulunmaktadýr. Yemen'in büyük limaný, adý kahve ile eþ anlamlý olan Moha (þimdi Al Mukha), kahve ticaretinin merkezi haline geldi. Kahve, 15. yüzyýldan hatta muhtemelen bundan çok daha önceden beri, Yemen'de yetiþtirilmektedir.
Baþta, Yemen'in otoriteleri, kahve içilmesini desteklediler, bunun, tomurcuklarý ve yapraklarý uyarýcý olarak çiðnenen ve aþýrý yan etkisi olan Kat'a nazaran daha iyi olduðu düþünüldü. Ýlk kahvehane, Mekke'de açýldý, bunlara 'kaveh kanes' deniliyordu. Bunlar, hýzla Arap dünyasýna yayýldý ve satranç oynanan, dedikodu paylaþýlan, þarký söylenip dans edilen ve müzik yapýlan, baþarýlý yerler haline geldi. Konforlu dekore edildiler ve herbiri kendine özgü karaktere sahipti. Kahvehaneye benzer hiçbir þey daha önce var olmadý: toplum ve ticaretin, rahat ortamda yönetilebildiði ve kahve fiyatlarý ile herkesin gidebildiði bir yerdi.
Arap kahvehaneleri, daha sonra, politik aktivitelerin merkezi haline geldiðinden yasaklandý (ilk olarak 1511'de Mekke'de). Kahve ve kahvehaneler, birkaç on yýl içnde birçok kez yasaklandý fakat yeniden ortaya çýktýlar. Sonunda, kahvehanelere ve kahveye vergi koyularak, çözüm bulundu.
(Kaynak)
Araplar kahvelerini, bütün meyvayý, uzun süre, suda kaynatarak hazýrladýlar. Sonucunda oluþan içeceðe, meyvenin tatlý dýþ tabakasýnýn ismi olan ‘qishr' denildi. Kahve çekirdekleri, muhtemelen, ilk olarak 16. yüzyýlýn baþýnda, Türkiye'de kavruldu. 16. yüzyýl boyunca, kahve içecekleri bulunuyordu, Ýtalyan botanikçi Prosper Alpinus tarafýndan,1592'deki Mýsýr gezisinde, kaydedildi.
16. yüzyýlýn sonunda, siyah kahve, tüm Arap dünyasýna yayýldý ve en popüler içecek oldu.
Avupada kahve
Kahve çekirdeðinin ilk tanýmý, 1574' de ünlü Hollandalý botanikçi Carolus Clusius (ayný zamanda laleyi Avrupa'ya götürdü) tarafýndan yazýldý. Clusius, kahve çekirdeklerinin Mýsýr'da Ýskenderiye'den geldiðini bilen bazý Ýtalyan meslektaþlarýndan çekirdekler hakkýnda bilgi aldý.
Kahve aðacý (O. Dapper, Beschrijving van Asië, Amsterdam 1680, p. 62) (Kaynak)
1582'de Alman Leonart Rauwulf, Amsterdam'dan, Levant'a yaptýðý gezilerini yayýnladý. O, Avrupa'da ilk defa, Arap kahve içme geleneðini ve Arap kahvehanelerinin var oluþunu anlattý. 1592'de, Avrupa'da, Venedik'de, yukarda bahsedilen Prosper Alpinus tarafýndan, kahve aðacýnýn ilk resmi yayýnlandý.
Hollandalý Doðu Hindistan Þirketi (VOC), 1616'da Moha limanýndan ticarete baþladý ve 17. yüzyýlýn ilk yarýsý boyunca, Hollanda, Arap dünyasý ve Asya ile kahve ticareti yaptý. O dönemde, Avrupa'da kahve talebi yoktu.
Moha limanýndaki VOC gemileri (Reinders ve Wijsenbeek, 1994)
17. yüzyýlýn baþlarýnda, kahve, Viyanalý tüccarlar tarafýndan Avrupa'ya ithal edildi. Baþta kahve, limonata satýcýlarý tarafýndan satýldý, týbbi özelliklerinin olduðuna inanýlýrdý. Avrupa'daki ilk kahvehane, 1683'de Viyana'da açýldý, en ünlüsü olan Caffe Florian, Piazza San Marco'da 1720'de açýldý. Burasý günümüzde halen açýk.
17. yüzyýlýn sonlarýnda kahvehaneler Avrupa'nýn her yerine yayýldý ve Hollandalý, Ýngiliz ve Fransýzlar, farklý Arap limanlarýndan kahve ticareti yapmaya baþladýlar.
O zaman, bütün kahveler Arap ülkelerinden ithal edilirdi, çünkü verimli kahve çekirdeklerini satmak yada ticaretini yapmak yasaktý. Yeþil çekirdekler (dýþ kabuklar olmayan meyveler) yada kavrulmuþ çekirdekler verimsizdir.
17. yüzyýlýn baþlarýnda, ilerleyen Avrupalý botanistler, kahve bitkisini, satmak için deðil bilimsel amaçlar için almaya çalýþtýlar. Yalnýz, 1690'lara gelindiðinde, kahve, Avrupa'da çok popüler oldu ve Arap ülkeleriyle olan politik problemler kahve ithalatýný tehdit etti, farklý Avrupa ülkeleri, kahve bitkisini, ticaret amaçlý almaya çalýþtý.
Hollanda kahvesi tüm dünyayý fethetti
Canlý kahve aðacýný yada çekirdeðini elde etme yarýþý, sonunda Hollandalýlar tarafýndan kazanýldý. Hollandalý Doðu Hindistan Þirketi'nin(VOC) bulunduðu Malabar'da (Hindistan) çok benzer kahve bitkileri buldular. Kahve bitkileri, 1696'da Hollandalý Malabar valisi tarafýndan Batavia'daki ( þimdiki Jakarta, Endonezya) arkadaþlarýna ve meslektaþlarýna gönderildi. 1699'da bitkiler yok olmak üzereydi fakat 1704'de bitkiler çok güzel büyümeye baþladý, vali, elde ettiði tohumlarý ticari amaçla, Java'da ekmeye baþladý. Yaklaþýk bir asýrdan beri kahve ticareti yapan VOC, ayný zamanda, bitkileri nasýl ve nerede yetiþtirileceði ile ilgili bilgiyi toplamýþtý.
1711'de, 450 kg civarýndaki ilk kahve, Java'dan Avrupa'ya ihraç edildi. On yýl sonra, ihraç edilen miktar 60.000 kg'a çýktý.
1706'da, ilk canlý bitki Batavia'dan Amsterdam baþkanýna hediye olarak gönderildi. Baþkan, bitkiyi yerel botanik bahçesindeki serada yetiþtirmeye çalýþtý. 1713'de ilk Avrupalý kahve bu tek aðaçtan toplandý. 1711 ve 1724 arasýnda, Amsterdam bahçesi, diðer birçok Avrupalý botanik bahçelerine kahve aðacý sattý ve 1714'de Amsterdam þehri, kahve aðacýný, Avrupa'nýn o zamanki en güçlü Kralý olan Fransýz Kral XIV. Louis'e armaðan etti. Aðaç, Jardin des Plantes' e dikildi, turistleri cezbeden ünlü bir aðaç haline geldi.
Bu bitkinin tohumlarý, Fransýz adasý olan Karayib'deki Martinik'e ve oradan sonra Güney Amerika'nýn diðer yerlerine ihraç edildi. Aðacý Yeni Dünya'ya ihraç edenler yalnýz Fransýzlar deðil, ayný zamanda Hollandalýlar, 1712'nin baþlarýnda, Güney Amerika'daki sömürgesi Surinam'da kahve yetiþtirdi. 1718'de Surinam kahvesi Hollanda'ya ithal edildi. Martinik'deki ilk mahsül 1726'de ihraç edildi.
1715'de kahve, Surinam'a çok benzer olan Haiti ile tanýþtý. 1727'de kahve Kuzey Brazilya'da yetiþtirilmeye baþladý, fakat kötü hava koþullarý mahsülü aþamalý olarak deðiþtirdi, ilk Rio de Janeirove son olarak (1800-1850) San Paolo eyaletinde ve Minas'da kahve ideal ortamýný buldu.
1730'da Ýngilizler, Jamaika'yý kahve ile tanýþtýrdýlar, günümüzdeki en ünlü ve pahalý kahve Blue Mountain'de yetiþtirildi. 1825'de, Havaii ilk defa kahve yetiþtirdi, burada sadece US kahvesi üretildi. 19. yüzyýlda kahve Afrika'daki Avrupa'nýn sömürgelerine (yeniden) tanýþtýrýldý.
19. yüzyýl ortalarýna kadar, dýþarýda yetiþtirilen çoðu kahve, 1699'da Jakarta'daki Hollandalý tarafýndan ithal edilip yetiþtirilen birkaç tohum, Arap kaynaklýdýr.
Ticaret
1711'de Amsterdam'da ilk kahve ticareti yapýldý, 1,39 gulden her pound (500g) için, gelir saðladý toplamda çok fazla o zaman için. Bu kahveyi çok karlý yaptý ve 1725'de 1,3 milyon kilo kahve sadece Hollandaya ithal edilmiþtir.
En baþta kahve, Hollandalýlar tarafýndan Hindistan'dan ve daha küçük kýsmý Surinam ve Seylon (Sri Lanka) ithal edildi fakat yüzyýlýn sonunda kahvenin çoðu Surinam'dan geldi. 18. yüzyýl boyunca, uluslararasý kahve ticaretinin kurallarýný Hollandalýlar belirledi, baþlýca rakibi olan Ýngilizlerin ana ticareti çay üzerinedir.19. yüzyýlýn sonlarýnda, kahve ticaretini temel olarak Fransýz tüccarlar gerçekleþtirmeye baþladý. 19. yüzyýlda, Hollandalýlardan Sri Lanka'yý alan Ýngilizler, oradaki kahve üretimini arttýrdý ve ana ithalatçýlardan bir haline geldi.
18. yüzyýlýn sonunda, tüm Avrupa'da fiyat çok fazla düþtü, kahve toplumun her kesiminde, daha iyi hissetmek için içilen günlük bir içecek haline geldi.
Kahve, halen Moha limanýndan ithal edilmektedir ve 18. yüzyýlýn sonlarýnda Yemen kahvesi, çok pahalý olmaya baþlamýþtý. Amsterdam'da kahve borsasýnda (o zamanki ana kahve borsasý Avrupa'da) 1774'de Yemen kahvesi 14,5 stuivers/pound gelir getirdi, bununla beraber Java kahvesi 10,75 stuivers ve Güney Amerika kahvesi (Martinik, Surinam) 6 stuivers civarýndaydý. Karþýlaþtýrmada, çay ayný zamanda 18-60 stuivers/pound gelir getirdi. Buna göre, bir stuiver 1/20 florine eþit, 65 yýl bocunca olan enflasyon hesaba katýlmadan, kahve fiyatlarý baþlangýçda 1,39 guilder/pound'dan 0,30 guilder/pound'a düþmüþtür, (fiyat listesi aþaðýda)
Kaynak: www.Bahcesel.com/forumsel/



LinkBack URL
About LinkBacks



Alýntý ile Cevapla