JAPON BAHÇE SANATI
Bahçenin yapýmýnda Japon Bahçe Sanatý'nýn genel karakteri olan doðal malzemeler kullanýlmýþ. Japon Bahçesi'nin tüm özellik ve öðelerinin yaþatýlacaðý bahçede; Þelale, Doðal Gölet, Ada, Ada'yý her iki yönde kýyýlara baðlayan Taþ ve Ahþap Köprüler ve Kuru Köprü inþa edilmiþ.
Bahçeyi 4 bin 850 adet aðaç ve bitki süslüyor. Aðaçlarýn bir kýsmýný; Japon Kamelyasý (32 Adet), Japon Kiraz Aðacý (52 Adet), Japon Akça Aðacý (80 Adet), Japon Kayýný (6 Adet), Karaçam (25 Adet), Alev Aðacý (42 Adet) oluþturuyor. Çalý ve bitki türlerinden bazýlarý ise þunlar; Hosta (200 Adet), Ýris (100 Adet), Nandina (20 Adet), Forsitya (700 Adet), Hiperikum Çalý (1300 Adet-Japonlara has) ve Osmanlý Çimi (250 Adet)...
Bahçenin Japon Kültürü'nü yansýtan iki adet kapýsý, bir adet çeþmesi ve kuru bahçesi bulunuyor. Bahçe, çok sayýda doðal taþtan imal edilmiþ fenerlerle aydýnlatýlýyor. Bahçenin etrafý ise, Japon stili bir duvarla ihata edilmiþ.
Japon Bahçesi; Çeþmesiyle, fujisiyle, çay bahçesi, çayeviyle, kuru bahçesi, köprüsüyle ve diðer kültürel yansýmalarýyla Japon Bahçe Sanatý'ný Ýstanbul'da oluþturarak, Ýstanbullulara Japon kültürünü tanýtýcý yepyeni bir kültür penceresi aralýyor.

Japon Bahçeleri'nin Özellikleri:
Japon Bahçeleri, içlerinde insan yapýsý eleman barýndýrmalarýna raðmen tabiatýn kendisi... Daðlardan ovalara, þelalelerden okyanuslara kadar tabiatýn gücüne ve deðiþikliðine insan gücünün yetmediði anlatýlýr Japon Bahçeleri'nde. Ýþte bu nedenle Japon Bahçeleri, yalnýzca bahçe deðil, bir sanat...
Japon Bahçesi'nin önemli materyallerinden birisi giriþ ve çitler... Bahçe giriþi, genellikle üstü örtülü geçit þeklinde yapýlýr. Bahçenin bir bölümünü, diðer bölümden gizleyen çitler sýnýr olarak kullanýlýr. Sode-Geki adý verilen bu kol çitleri perde görevi üstlenir.
Japon ulusunun en deðerli kültür hazinelerinden birisi de Çay Seremonisi'dir. Japon anlayýþýna göre dünyevi ihtiraslardan sýyrýlýp, dýþ alemin bozukluklarýndan kurtulup, iç aleme dönüþü simgeler. Çay Seremonisi, Chaseki (Çayevi)'nde yapýlýr. Çayevine giriþ ve çýkýþta içinden geçilen bahçeye Chaniwa (Çay Bahçesi) adý veriliyor. Çayevine geçiþte; anýnda kiþiyi ýþýklandýracaðýna, manevi huzura ulaþmasýný saðladýðýna ve seremoni öncesinde relaks hale geldiðine inanýlan üzeri örtülü bir kuyu ile taþtan yapýlmýþ bir su çanaðý ve taþ fenerler yer alýr.
Bahçenin büyük bölümünü oluþturan Kuru Bahçe, granit kayasýndan elde edilen çakýllardan yapýlýyor. Beyaz çakýldan oluþturulan bu bahçe suyu temsil eder; çakýl ise temizlik ve saflýðý sembolize ediyor.

ÝSLAM BAHÇE SANATI

Ýslamiyet, Arabistan’da doðuþundan itibaren hemen hemen yarým asýrdan az bir zaman içinde, süratli bir yayýlým göstermiþ ve Filistinden baþlayarak ýrak, Suriye, Mezopotamya ve Mýsýr’ý takriben Ýran, Türkistan, Pencap’ýn bir kýsmý ile kuzey Afrika’dan Ýspanya’ya kadar uzanan muhteþem bir Ýslam Dünyasý’nýn ortaya çýkýþýný sonuçlandýrmýþtýr. Bu sebeple, Ýslam kültürü ve Ýslam Sanatý, belli bir halka ve kültüre ait olmanýn ötesinde, çeþitli uygarlýklarýn kültür ve sanat gelenekleri üzerinde olgunlaþan ve hepsine, kendine öz ve ortak özellikleri yerleþtiren, baðýmsýz bir sanat olarak ortaya çýkmýþtýr.



Genellikle Ýslam Sanatýnýn hemen bütün dallarýndaki geliþmesinde Ýran ve özellikle Türk düþüncesi, zevki ve geleneklerinin etkisi, kendisini kuvvetle belli etmektedir. Bunda hiç þüphesiz Ýslam dünyasýnýn büyük bir kýsmýnýn Türklerin hakimiyetinde dokuz asýrdan fazla bir zaman kalmýþ olmasýnýn payý büyüktür.

Araplarýn Ýslam dinini ve kültürünü yaymaya baþladýklarý M.S. VII. asýrdan itibaran hemen hemen bin sene süre ile bahçe sanatý, esas olarak Ýslam ve Hristiyan dinlerinin etkisinde geliþmiþtir. Fakat özellikle Avrupa’da Rönesansa kadar Ýslam Bahçe sanatý, bütün Akdeniz ülkelerinin bahçe sanatýna damgasýný basmýþtýr. Hatta Arap kahimiyetinden sonraki mutaassýp Katolik Ýspanya’da bu izler uzun zama kalmýþ ve Hristiyan yapýtlar Ýslam tarzýnda tanzim edilmiþ bahçeleri ile acayip bir çeliþki halinde görülmüþlerdir.

Hangi ülkede olursa olsun, Ýslam bahçe sanatýnýn þekillenmesinde din felsefesi kadar, Ýslamiyetin yayýlmýþ olduðu ülkelerdeki sýcak ve kurak iklim þartlarýnýn da büyük rolü olmuþtur. Kuran’da cennet, aðaçlarla gölgelendirilmiþ, nar ve hurma aðaçlarýnýn bol meyvesiyle süslü, fýskýyeli havuzlarýn serinlettiði ve içinde dolaþan zarif hurilerin soðuk þerbetler sunduðu, bir yaþama mekaný olarak tasvir edilir. Müslümanlar da cennet mekanýna olan özlemlerini, yaþadýklarý alemde böylesine serin, yeþil ve güzel bahçeler düzenleyerek gidermeye çalýþmýþlardýr. Diðer taraftan, uzun asýrlar çöl, Araplar için haþin bir efendi olmuþtur. Ekolojik þartlardaki yetersizlikler, harpçi ve atletik bir kavmin yetiþmesine neden olmuþtur. Fakat iþgal ettikleri yerlerde daha uygun iklim þartlarý ve toprak zenginliði bulduklarýnda, Araplar ruhi bir yumuþaklýða eriþmiþ ve sanatkar dehalarý ile sanatýn çeþitli dallarýnda çeþitli esrler vermiþlerdir. Zaptedilen þehirler kýsa zamanda zarif saraylar, ibadethaneler ve bunlarýn çevreleri gölgenin, çeþitli havuzlarýn, zengin bir yeþilliðin yer aldýðý bahçelerle bezenmiþtir.

Bu eþsiz bahçe sanatlarýndan günümüze, az bir deðiþikliðe uðrayarak ulaþan örneklere, daha çok Ýslam uygarlýklarýnýn bazý ülkelerinde ve özellikle Ýspanya, Ýran ve Hindistan’da rastlanmaktadýr.
Kaynak: www.Bahcesel.com/forumsel/